Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve tutuklanmasıyla devam eden süreçte yaşananların "merkez medya"da tarafsız şekilde ele alınmaması ve yüzlerce gencin tutuklanması üzerine yurttaşların başlattığı 2 Nisan boykotu, iktidar kanadında büyük etki yarattı. Bakanlar önce arka arkaya televizyon kanallarında boykot karşıtı açıklamalar yaptı, ardından bakanlar ve iktidar mensupları sosyal medya paylaşımları yapmaya başladı.
ÇALIŞMA BAKANI IŞIKHAN: AMACINA ULAŞAMAYACAKLAR
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çalışanların yanında olduklarını söyleyerek boykot çağrılarına tepki gösterdi. Bakan Işıkhan sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, "Çalışanın, üretenin, ihracat yapanın yanında olmaya devam edeceğiz. Sorumsuz çağrılarıyla emekçilerimizin, istihdam oluşturan girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ekmeğiyle, helal kazancıyla oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacaktır" dedi.
SANAYİ BAKANI: KENDİLERİ KAYBEDECEK
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da, "Üretim ve istihdam Türkiye’nin milli gücüdür. Bu gücü kırmaya çalışmak, milli markaları boykot çağrılarıyla zayıflatmaya çabalamak Türkiye’nin ortak geleceğine zarar vermektir" dedi.
Bakan Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Üretim ve istihdam Türkiye’nin milli gücüdür. Bu gücü kırmaya çalışmak, milli markaları boykot çağrılarıyla zayıflatmaya çabalamak Türkiye’nin ortak geleceğine zarar vermektir. Türk milleti, feraset ve basiret sahibidir. Milletimiz bu tür oyunlara gelmez. Milletimiz arasında ayrıştırıcı söylemler üretenler, yine ve daima kendileri kaybedecektir" ifadelerini kullandı.
ADALET BAKANI TUNÇ: KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise katıldığı canlı yayında yaptığı açıklamada, "Boykot çağrısı, özellikle ekonomiye yönelik organize bir saldırı, bir karalama kampanyasıdır. Bu ülkenin yerli ve milli markalarına yönelik bir linç girişimi, bu bizim hukuk düzenimizde kabul edilebilir bir durum değildir" ifadelerini kullandı. Tunç, ayrıca şunları söyledi: "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma başlattı bu konuda. Boykot çağrısı yapan şahıslar hakkında, Türk Ceza Kanunu 122. maddesi var, nefret ve ayrımcılık suçunu düzenleyen madde ve yine halk fikirini ve düşmanlığa tahrik suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu 216. maddelerin ihlali nedeniyle direkten soruşturma başlatılmış durumda. Tabi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın özellikle Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin boykot çağrısına yönelik başlatmış olduğu bu soruşturma önemli. Bu soruşturmanın ilerleyen süreçlerini tabi ki Cumhuriyet Başsavcılığımız kamuoyuyla paylaşacaktır."
MURAT KURUM: KAYBETMEYE MAHKUMSUNUZ!
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da "boykot" çağrılarına tepki gösterdi. Kurum, "Boykot diyerek bu milletin işini, aşını; esnafın siftahını, helal kazancını; çiftçinin emeğini, alın terini hedef aldınız. Ama şunu iyi bilin ki; bu çağrılarla ne para kulelerini, yolsuzluk skandallarını örtebilir ne de bu millete zarar verebilirsiniz. Huzurumuzu ve ekonomimizi hedef alarak attığınız her adımda hep kaybetmeye mahkumsunuz!" dedi.
MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ: BAŞARILI OLAMAYACAKLAR
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bizler, emeğiyle büyüyen, üretimiyle güçlenen, birliğiyle yükselen bir milletiz. Toplumsal birliği bozmayı, Türkiye'ye kaybettirmeyi amaçlayanlara karşı dimdik duruyor ve bu zihniyeti reddediyoruz" dedi.
Bakan Göktaş sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, "Boykot adı altında yapılan çağrı ile hedef aldıkları, alın teriyle üreten işçimiz, toprağını işleyen çiftçimiz, istihdam sağlayan girişimcimiz ve bu ülkenin refahını inşa eden tüm kesimlerdir! Türkiye'nin emeğine, kazanımlarına ve geleceğine doğrudan zarar veren bu hareket, boykot değil milli zarardır. Bizler, emeğiyle büyüyen, üretimiyle güçlenen, birliğiyle yükselen bir milletiz. Toplumsal birliği bozmayı, Türkiye'ye kaybettirmeyi amaçlayanlara karşı dimdik duruyor ve bu zihniyeti reddediyoruz. Bu ülkenin değerlerine, emeğine, büyümesine zarar vermeyi amaçlayanlar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar" dedi.
CEVDET YILMAZ: MUHALEFET KAYBETMEYE MAHKUMDUR
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada vatandaşların başlattığı ve CHP'nin destek verdiği 2 Nisan boykotlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bölgemizde yaşanan jeopolitik ve ekonomik gelişmeler iç çekişmelere feda edilemeyecek düzeyde hayatidir. Küresel siyaset ve ekonomide belirsizlik ve riskler kadar, yeni imkan ve fırsatların oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Terörsüz Türkiye hedefi için son derece kıymetli bir çaba içindeyiz. Tarihimizin en büyük deprem afetinin yaraları hızla sarılmaktadır. İnsanımızın kalıcı refahı için ekonomik programımızı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Gündemimiz; dış politika, demokrasi ve kalkınmada çıtamızı daha ileri
Toplumsal huzur, refah ve milli birlik, siyaset kurumunun ortak sorumluluğudur. Demokrasinin olmazsa olmazı olan muhalefet, meşru zeminlerde, yapıcı öneri ve eleştiriler ile yapılır. Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur. Ayrıştırıcı, tehditkar ve kutuplaştırıcı söylemleri esas alan, hukuk tanımaz siyaset tarzı, tarih önünde ve milletimizin vicdanında karşılığını bulacaktır."
ÖMER ÇELİK: SİYASİ FANATİZM, SOSYAL BÖLÜCÜLÜK
Özgür Özel'i "siyasi fanatizm" ve "sosyal bölücülük"le suçlayan AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklaması şöyle: "CHP Genel Başkanı Sn Özgür Özel’in geldiği nokta bir siyasi muhalefet değil, Türkiye’yi topyekun tehdit etmektir. Özgür Özel, CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak, kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” olarak kayda geçmiştir. Özgür Özel’in toplumsal hayatı bölmeye uğraşmak dışında bir muhalefet yeteneği olmadığı net şekilde görülmüştür. CHP’yi, bırakın sanal iktidar hayallerini, muhalefet yapma yeteneğinden bile yoksun bir hale düşürmüştür. Bütün siyasi söylemi siyasi fanatizm, tehdit, milli firmaları hedef almak, vatandaşlarımızı “fişlemek” ve sosyal bölücülükten ibarettir. Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir."