Bir çoğumuz İran’daki kültürel yaşamı ve ilginç görüntüleri belgesellerden görmüş veya tanımışızdır. Ancak ülkenin Güney Horasan eyaletinde Makhunik köyü kendine has farklılığı ile dikkat çekiyor.
İran'da Afgan sınırından 75 km uzakta bulunan ve “cüceler köyü” olarak bilinen Makhunik Köyü’nün gerçek tarihi bilinmiyor. Ancak bazı kaynaklar köyün yaklaşık 4 bin yıl önce kurulduğunu ileri sürüyor.
Tamamıyla çamur ve topraktan inşa edilen küçük evlerde yaşayan bu insanların bir kısmının boy ortalaması 80 ila 110 santimetre boyunda.
Şu anda köyde yaşayan 700 kişi, Afganistan kökenli Ahmedhan aşiretine mensup bir kabileden geldiklerini, savaç ve kaos nedeniyle buraya yerleştiklerini söylüyor. Bu nedenle hala Afgan dili konuşuyorlar.
Köy sakinlerinden 65 yaşındaki Hacı Hasan, “Eskiden burada kuraklık vardı, su bulunmazdı. Çok zor bir hayat yaşadık. Herhangi bir gelirimiz yoktu. Kimse doğur düzgün ev bile inşa edemiyordu. Halk açlıktan ot ve ağaç yaprakları yerdi. Yiyecek birşeyimiz yoktu. Beslenme sıkıntıları nedeniyle boyumuz kısa kaldı. Büyük kentlere ulaşabileceğimiz bir yol da yoktu” dedi.
Köydeki 200 evden yarısından çoğunun tavanı çok alçak. Genellikle 10-14 metrekare büyüklüğündeki bu küçük evlerde tahıl ambarı, ocak ve yatacakları yer bir arada bulunuyor. Köydeki evler adeta Yüzüklerin Efendisi serisindeki Hobbit Köyü’nü andırıyor.
Köy sakinlerinden 8 çocuk annesi Hacı Ayşe de eşi öldüğü için tek başına yaşıyor. Çocukları evlenip başka eve geçmiş.
Hacı Ayşe, “Burada böyle bir hayat yaşıyoruz. Görüyorsunuz. Burası atalarımın memleketi. 8 çocuğum vardı, eşimle birlikte. Allah onu bağışlasın, vefat etti. Biz 10 kişi bu evde yaşıyorduk, bize yetiyordu. Şimdi ise yalnız kaldım. Allah bize yardımcı olsun” dedi.
İran’da İalam Devrimi’nin ardından iktidara gelen yönetim ancak 2015’te köye yol ve elektrik ulaştırabildi. Bu şekilde köyün hayatı biraz da olsa değişime uğradı.
Hacı Hasan, “Köye yol açıldıktan sonra erkekler şehre gidip çalışabiliyor, para bulup ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyor. Erkekler Bircend ve Tahran gibi kentlere gidip çalıyor” diye konuştu.
Güney Horosan eyalteine bağlı Bincend kenti, Makhunik köyüne 135 kilometre uzaklıkta. Yoksulluk nedeniyle köylüler tüm geçim malzemelerini ancak doğanın kendilerine bağışladıklarından elde edebiliyor.
Köy sakinlerinden Muhammed Mazdur, “Devrimin ilk yıllarına kadar da Makhunik köyüne yakın bölgelerde yol yoktu. Bu nedenle herşeyi köy ve çervesindeki doğadan elde ediyorduk. Mesela şu giydiğimiz ayakkabılar, biz bunlara ‘Ketrak’ diyoruz ve menengiç ağacından yapılıyor. Bağları da keçi tüyünden yapılıyor. Daha sonra Çeper dediğimiz farklı bir ayakkabı imal edilmeye başlandı, bunlar da araç ve motor lastiklerinden yapılıyordu” şeklinde konuştu.
Köyün uzun boyluları da ayrı aileden
Köy sakinleri, Makhunik’in iki aileden oluştuğunu belirtiyor. İki aileyi bir birinden ayıran temel fark ise boyları.
Muhammed Mezdur, “Makhunik’te iki aile vardı. Bunlardan biri bizim ailemiz yani Bilayi ailesi. Bizim ailenin boy ortalaması daha uzun. Diğer aile ise Kala Muhammed Hadebaht ailesi, onlar da kısa boylular” dedi.
Köyde uzun boyluların evlerinin yüksekliği ise sadece iki metre. Topalm üç odalı evleri ise küçük bir mufrak, ambar ve oturma odasından oluşuyor. Her evin kapısı ortalama 50 ile 75 santimetre arasında. Pencereler ise bir karıç büyüklükte. Kapı ve pencerelerin bu hacmi, köy sakinlerini sıcak ve soğuktan korumak için böyle tasarlanıyor.
Makhunik halkının tamamı Müslüman. Ancak aralarında Şii ve Süni mezhebe inananlar var.
Macı Hasan, “Biz her iki mezhebe inanlar kardeş gibi yaşıyoruz. Aramızda herhangi bir fark yok. Çoğu zaman biz Hüseyniyelerde, onlar da bizim camimizde namaz kılar” dedi.
Köy sakinleri geçmişe oranla şimdi bolluk içerisinde yaşadıklarını, ayda bir defa pirinç pilavı, iki defa da et yiyebildiklerini söylüyor. Bu nedenle yeni doğan çocukların boyları biraz daha uzun.
Köyde oturan İsmail Hulami, “Bu bizim evimiz. Eskilerden köyde kalan çok az kişi var. Benim gibi boyu uzun olanların sayısı artık çok az. Diğerleri kısa boylu. Makhunik’te çocukların boyu yeni yeni uzuyor. Eskiden sadece yer elması varmış” diye konuştu.
Köyde bir de ilkokul açılmış. Erkek çocuklar ilkokuldan sonra çalışmaya başlıyor. Kız çocuklar da dokuma işlerinde çalışıyor. Köyün en büyük sıkıntısı ise su. Hala köy için su kuyusu açılmış değil. Kadın ve kızlar, ebidonlarla köye su taşıyor.